Yavuz Sultan Selim, kısa süren saltanatına rağmen bir çağın yönünü değiştirdi. Devleti üç kıtaya taşıdı, hilafeti İstanbul’a getirdi, düzeni kılıçla değil iradeyle kurdu.
Ama asıl ağırlığı, kazandığı topraklarda değil; taşıdığı yükteydi.
Bu gazelde konuşan ses, bir hükümdarın değil, insanın sesidir.
Gücü elinde tutarken aczi bilen, kalabalıkların ortasında yalnız kalabilen bir yüreğin tanıklığıdır.
Şarkı, Yavuz’un kudretiyle değil; o kudretin altında ezilmeyen teslimiyetiyle bağ kurar.
Bu eser, bir gazelin iç yangınını bugüne taşır.
Firkat, mihnet ve yalnızlık burada mecaz değil; yaşanmışlıktır.
Söz, yükünü susarak taşıyan bir kalbin tanıklığıdır.
Derd-i Bela (Yavuz Sultan Selim)
Gözlerimden
Aktı deryalar gibi
Yaşım benim
Dostlar
Ummadık şeyler gördü
Bu başım benim
Ben gedâ
Firkat diyarında
Kalırdım yalnız
Olmasa mihnet
Derd-i belâ
Yoldaşım benim
Cümle âlem der bana
Hep senindir bu cihan
Kâfirim eğer varsa
İçinde bir taşım benim
Dostlar
Ummadık şeyler gördü
Bu başım benim
Gözlerimden aktı
Deryalar gibi
Yaşım benim
Ben gedâ
Firkat diyarında
Kalırdım yalnız
Olmasa mihnet
Derd-i belâ
Yoldaşım benim
Gözlerimden aktı
Deryalar gibi
Yaşım benim
Dostlar
Ummadık şeyler gördü
Bu başım benim
Söz: Yavuz Sultan Selim
Müzik: Divane
Gözlerimden
Aktı deryalar gibi
Yaşım benim
Dostlar
Ummadık şeyler gördü
Bu başım benim
Ben gedâ
Firkat diyarında
Kalırdım yalnız
Olmasa mihnet
Derd-i belâ
Yoldaşım benim
Cümle âlem der bana
Hep senindir bu cihan
Kâfirim eğer varsa
İçinde bir taşım benim
Dostlar
Ummadık şeyler gördü
Bu başım benim
Gözlerimden aktı
Deryalar gibi
Yaşım benim
Ben gedâ
Firkat diyarında
Kalırdım yalnız
Olmasa mihnet
Derd-i belâ
Yoldaşım benim
Gözlerimden aktı
Deryalar gibi
Yaşım benim
Dostlar
Ummadık şeyler gördü
Bu başım benim
Söz: Yavuz Sultan Selim
Müzik: Divane

